Güvenlik deyince sırtımdan ter boşanır, başımdan aşağı bir çaydanlık su dökülmüş gibi olurum.
Nasıl anne bir çocuğunun gelişimini takip ediyorsa güvenliği de buna göre sürekli arttırmak zorunda.
Dört aylıkken çekyatta uyuyordu. Yanında dev bir yastık vardı. Ben de karşısında ütü yapıyordum. Bir anda güm diye bir ses duydum. Benimki yerdeydi, ağlıyordu. Yastık yerindeydi (nasıl olduysa artık). Bebeğim ilk defa dönmüştü ve ben bunu kaçırmıştım.
Ben duş alırken yerde oyun halısında oynuyordu. Beş dakika sonra geldiğimde elektrik prizlerine parmağını sokmaya çalışıyordu. Ben görmeden emeklemişti (altı aylık) ve ben oyun halısından iki metre uzaktaki elektrik prizine emeklemesini kaçırmıştım.
Bahçeyi gezdik. Ҫiçekler açmıştı. Ҫiçekleri kokladık. Sonra içeri girdik. Öksürmeye başladı. Ağzına baktığımda yaprak parçaları buldum, zehirlendiğini zannettim. Parçaları temizledim, kusturmaya çalıştım, olmadı, hasta görünmüyordu ama yine de bütün gece başında bekledim. (Dün gece- sekiz aylık).
Bir ev hiç bir zaman bebek için yeterince güvenli olamaz. Ne zaman harekete geçeceklerini bilmiyoruz bu yüzden mümkün olduğunca önlem alınmalı.
Bir ortama girdiğimde terminatör gibi ortamı tehlikelere karşı tarıyorum. Artık o da benim düşüncelerimi mi okuyor nedir hemen oralara yöneliyor.
Güvenlik işini ne olur askıya almayın.
Arabada araba koltuğu kullanın. (İkinci el olmasın, çünkü belki kaza geçirmiş olabilir).
Bebek uyurken uyku tulumu kullandırın.
Asla bebekle aynı yatakta uyuya kalmayın (Ne kadar tatlı olsa bile) onu ezebilirsiniz.
Makasları bıçakları, iğneleri, ataşları, çakıları ve bilimum kesici eşyayı en iyisi kilit altında tutun.
Prizleri, dolap kapaklarını güvenli hale getirin.
Bahçedeki bitkilerin zehirli olup olmadığını öğrenin. Zehirliyse kökleyin.
Zaten çamaşır suyu, deterjan, her türlü ilaç zehir mehir onları tamamen gizli hatta kilitli yerlerde tutun.
O kucağınızdayken sakın sıcak şeyler yiyip içmeyin.
Aman diyeyim. Ne olur dikkat edin.
Biraz önce bahçe ve yaprak yeme vakasını iki oğlan annesi bir arkadaşıma anlattım. O da ‘Bu da birşey mi?’ dedi. Meğer onun bir numara bir salyangoz yutmuş. Dahası pis hayvan çocuğun boğazına kaçmış. Nefes aldıkça salyangoz nefes borusunda duyuluyormuş! Herkesin bu konuda hikayeleri var tabii. Bildiğiniz gibi insanları korkutmaktan zevk alan bir sürü uzman dolaşıyor etrafta. Anneleri tedirgin etmenin anlamı yok belki ama ben bu hikayeden iki ders çıkardım.
Benzeri hikayeleriniz varsa ne olur yollayın da kendimizi daha iyi hissedelim! (mutluanne@hotmail.com)