Ben de bir zamanlar internet’i didik didik etmiştim doğuma hazırlanmak için.
Herkesin doğumu farklıdır… Okuduğum Amerikan işi hamilelik kitabında doktorumla doğum planı yapmam isteniyordu…
Ben de ebeme gidip doğum planı yapmak istediğimi söyledim.
Kadın yüzüme bakıp ‘Hiçbir doğumu planlayamazsın…’ dedi.
Ve haklıydı da…
Sadece hastanede doğum yapmak istediğime kendim karar verdim. Onun dışında herşey kendiliğinden gelişti. Bol sancılı, normal doğum yapmakta sakınca görmedim.
Şimdi geriye bakıp ‘iyi ki böyle olmuş’ diyorum. Neden derseniz sezaryen olsaydım biraz kendimi boşuna kestirecektim.
Doğum sancısını çektim ve o ağrı bebeğimi elime alır almaz bitti! İki saat sonra hastaneden taburcu oldum, eve gelip duşumu yapabildim. Ertesi gün doğum sarsıntısını birhayli atmıştım üzerimden.
Sezaryen ameliyatı olanlarda durum biraz farklı oluyormuş.
Epidural ise omurgalarıma girecek iğnenin doğum sancısından daha korkunç gelmesi nedeniyle bana hiç uymadı.
Uzun lafın kısası doğum bir mucizedir.
Ey hamile kişi, dokuz ay boyunca bu bebeği buradan nasıl çıkartacağım diye kös kös düşüneceğine zevkini çıkar… Doğa senin yanında. Bu işi buraya kadar getirdin ya, gerisi nasılsa gelir.
Tek yapman gereken güvendiğin bir uzman bulup (bu yerine göre doktor, yerine göre ebe olabilir) kontrollerini ihmal etmemen.
Bu günlerde pek tartışılıyor suda doğum. Bir zamanlar her yönünü araştırmış bir anne olarak ben de bedavadan fikrimi suya salayım dedim.
Arkadaşlar, az da olsa bebeğim boğulma şansı var.
Ben de o yüzden caydım suda doğumdan. Bir de küvet kiralayacaksın bir sürü teferruat, masraf falan yapacaksın. Gerek görmedim, şahsi bir seçim tabii.
Fakat kasılmalar başlayıp da ebe ‘oohooooo daha sabaha kadar anca açılır. Sen en iyisi banyo küvetine gir, daha az canın yanar.’ Dediğinde banyo sefasının Sabaha kadar süreceğini bilmiyordum tabii.
Suya girmemle ağrıların azaldığını gerçekten hissettim. Sadece son aşama için
Siz yine suya girmeden doktorunuza sorun, kese yırtıldıysa tavsiye edilmiyormuş. Kendi kafanıza göre girmeyin.
Eskiler suyun olumlu etkisini bildiklerinden doğum yapan kadını hamama götürürlermiş.
Ne varsa eskilerde var zaten.
Uzun lafın kısası, suda doğum, göbek atarak doğum, Teens ile doğum, herşeye eyvallah. Yeter ki sezaryen artık yurdumda normal doğuma alternatif olarak görülmesin.
Valla doğuruluyormuş.
Tunuslu bir hanım, göbek atarak doğum yapmanın eski bir arap geleneği olduğunu söylüyor. Kendisi de oğlunu göbek atarak doğurmuş.
Göbek atmak kadının bedenini hamilelik süresince doğuma hazırlıyormuş. Doğum başladığında tüm kadınlar hep beraber müzik yaparak doğuran kadına cesaret veriyorlarmış.
Hatta web sitesinde hamileyken göbek atarken çekilmiş fotoğrafları da var.
Daha fazla bilgi için
http://www.kaouthar.com/html/information.html
Tabii siz doktorunuza sormadan atmayın gübecikleri…Ne olur ne olmaz, alışmamışsanız dokunabilir.
Bence doğum mucizesini kendi tarzına göre yaşamak her kadının en doğal hakkı ve bu hak ülkemiz kadınlarının gönüllü olarak sezaryen istemesi veya komplikasyon olmaksızın ikna edilmesiyle ellerinden alınıyor.
Alın size hiçbir yerde bulamayacağınız, evlilik hayatınızı kurtaracak fikirler. Birsürü kitap anne baba olmanın evliliği nasıl etkileyecegi konusunda ahkam kesiyor
. Fakat durumu nasıl kurtaracağımız anlatılmıyor nedense. Biliyoruz, roller çatışıyor, zaten sorumluluklar da artıyor. Gece kalkmalar falan, zombi gibi dolaşılıyor ortalıkta aylarca…Yazık değil mi bu evliliğe? Ne kadar çok sevmiştiniz birbirinizi bir düşünsenize. Kaçak öpücükler, her an onu düşünmeler… Bunların hepsi anlamsız mıydı? Doğanın türlerin üremesine yönelik çalışmalarının kurbanı mı oldunuz?
Buna izin vermeyin. Size birkaç tip benden… Eğer başka fikirleriniz varsa mutlaka yollayın (
mutluanne@hotmail.com).Yukarıdakilerin uygulanması konusunda sorumluluk kabul etmiyorum. Tabii ki çocuktan önce de çöl gibi bir cinsel yaşantınız varsa bunlardan ümit beklemek biraz saflık olur.
Bol şanslar…
- Hamilelikte perineye badem yağı ile yapılan masaj yırtık ve kesi olasılığını azaltıyormuş. Hatta Avrupa’da bu amaçla yağ bile var.
- Hamilelik süresince doğuma hazırlık için kurslar birçok gelişmiş ülkede standart. Türkiye de bu konuda gittikçe ilerlese de kurs masrafının sigortalarca karşılanması pek mümkün değil. Eğer çevrenizde bir kurs (Memorial, www.ayseoner.com) olacak kadar şanslıysanız neden katılmayasınız? Neyle karşılaşacağınızı bilmek tedirginliğinizi azaltır, kendinize güveniniz tam olur!
- Su doğum sancılarını azaltıyor. Bilhassa ilk doğumlarda kasılmaların başlamasıyla düzenli hale gelmesi arasında geçen UZUN saatleri sıcak bir banyo ya da duş alarak geçirmek kasılmaları ağrısız yapıyor... Eğer doktorunuz da ebeniz uygun buluyorsa neden olmasın?
- Doğumun evreleri
Başlangıç: ‘Acaba neden kasılıyorum’dan ‘ofofof çok fenaymış bu’ya kadar süren bölüm. Bu bölümde derin derin nefes almak akıllıca. Zira insanın kendini tutası geliyor bu da kasılmaları daha beter yapıyor. Hatta ben bu bölümü uzatıp eşimin kafasına elime ne geçerse atıp ‘Hep senin suçun bunlar be adam!’ diye bağırdığım bölüm haline getirdim. Tam açılma gerçekleşmeden itemiyorsunuz, hızlı hızlı nefes alıp ıkınma hissini geçirmeye çalışıyorsunuz.
İtme: Doktorunuz ya da ebeniz açıklığa bakıyor, beş parmak (10cm) olduysa ıkınmaya başlıyosunuz.
Eşiniz bayılmadıysa ıkınırken başınızın altından tutup size destek veriyor. Hatta birlikte ıkınıyor. Bir ayna ile bebeğin başını gösteriyorlar.
Mutlu son: Bebişi hemen karnınızın üzerine koyuyorlar. Babası göbek bağını kesiyor. Uyanık ve kimbilir neler atlatmış. Hemen parmağınızı yakalayıp memenizi arıyor. Tabi ki hemen emziriyorsunuz.